Yeni ‘kucuk’ Danish-vari dugunlerimiz

Dugunlermizin kuculmesiyle birlikte aslinda daha fazla kendimiz olabildigimizi goruyorum adeta. Bu davetli sayilarimizin/sayilarina “kiyilmasiyla” beraber cocuklarimiza, bugun Danimarka’da dogup buyuyen genclerimize borcluyuz butun bu yeni yapilasmayla ve bununla birlikte gelen degisimlere..mesela genclerimiz ve anne babalari arasinda olan nesiller arasi ve cift-kulturel olmayla tek-kulturel olma durumlarinin baska 40 yildir sorun yaratan konulariyla bir hesaplasmasi gibi, cocuklarina yaklasma, ayni dili konusmayi basarma gibi. aceba 40 yillik bir surecmiymis bu birliktelige ayni yone ufuga bakma basarisi? arastirmadim henuz sadece gozlemlediklerim yasadiklarim kadar konusabiliyorum su an. Artik ortusmeye hazir iki nesil var gibi benim optigimde. Genclerimizin verdigi nesiller arasi kavgalarin neticeleri bu dugun davetiye sayilarinin dususunde yatiyor. Gelisiyor burdaki turklerimiz de tipki TR’deki sehirlesmeler de oldugu gibi, Danimarka’ya da degisim geldi. Gelisti, gelisiyor da su an ben yazdigim da bile. cunku bunu artik sadece yasamiyor aramizda dile getirenlerimiz de var. Bir kulturun kendi aramizdaki gelismesine birince elden (ordan kacmis oldugumu bilsem de bunu iddia edenler olsa da..) sahit olmak, tarihi birlikte yazmak, annemizin babamizin bizi anladigini gormek hisetmek onlari da durultmak, rahatlatmak birlikte buyumek.
Ne yedigimizi ne konustugumuzu her secimimizdeki kendimiz icin esimiz icin ailemiz icin yapiyoruz, ‘el ne demez’den’ accik uzaklasarak. Batili anlaminda bir bireylesme sureci gibi gormuyorum ama. Bu gelisim ve degisim daha guzel hep birlikte olusuyor cunku. Kimseyi nihayet yillar sonrasinda dislamadan.

Biz simdi gavur mu olduk? Hayir. Ozumuzu mu kaybettik? ayip mi ettik ese dosta komsuya akrabaya onlari da genc cift dugun adaylarimizin dugun listesine almayaraktan? Danimarkali mi olduk? Hayir, cunku bu gelismeler ve sinir koymalar her aile icin, her toplum icin Turkiye’de Corum’da da oldu, Frankfurt’taki koylulerimizin de basina geldi. Kultur bu, ve Danimarka kulturuyle birlikte paralel gelisen iki-kulturlulukdur bu. Bir hibrid gelisti. Ve kultur dedigimiz sey allahtan duragan birsey degil dinamik bir sey, ki bir 20 yil 10 yil oncesi “ulan biz hic mi degismiyecegiz?” diye kara kara dusunup dururdum.

Bazilari/miz dugunlerde baska sekillerde yerlerini aliyor: siir yazarak, turku soyleyerek, enstruman calarak, organize ederek, ben de kulturel gozlemci olaraktan yerimi aliyorum vs. Guzel adimlar gercekten bunlar. Sevdim hakkatten. Toparliyoruz 45 yillik Corum’un Kussaray Koyu’nun Danimarkaya gocunu. Aci tatli gunlerini, kavgalarini, kacislarini, anne babalarimizin evlerini ve yovmiyelerini ayirip feudal yapiya baskaldirdigi gunlerde buyukbabalar tarafindan anarsist diye sayildigi zamanlarda.
-Bireylesme devrini es gecip/atlayip inkar etmis anne babalarimiz sonar bizler icin adeta.unutmuslar kendi nesiller arasi kavgalarini basarilarini.siki siki tutmuslar bizi.korkmuslar belli ki.onlardan cok daha hizli kosacagiz diye.. izole Kussarayliligimizi devam ettirtmek icin onyillarca ki bu su an cok net ve ortada. Aslinda bir Corumlu Kussarayli’da Ankara’ya Izmir’e gocunde bunu yasadi gecirdi ama tabii ki bizden tee oncelerde. Bireysellesme kotu birsey degilmis ve urkutucu birsey de degilmis gibi gozukuyor sindire sindire butun aileler cocuklari buyudukce birlikte yurudugumuzde ve birbirimizi ayiplamadigimizda.

Neyse bu dugun sanki bir ilkdi bizim sulale icin. Biz su an sanki daha mi guzeliz?sanki daha mi cok ozen gostermisiz Danimarkali gelin, ailesine ve Danimarka mekanlarina alisik olmadigimiz bir dugun mekani (sato ulan sato!:)) yoksam biz topluca mi gorucuye ciktik orada?
Neyse emin adimlarla guzellesiyoruz hayati kendimiz icin birbirimiz icin kolaylastiriyoruz kanisindayim.kendi tempomuzda gerci bence cok yavas ilerledik. ve bu surec boyunca uzulenler de oldu (ben onlardan biriyim, yeni olmak, ilk nesil olmak, kiz cocugu olmak kadin olmak, pion olmak bir suru konuda zor sureclerdi samimi olacaksam eger…).
Genclerimiz de (ben bile) tekbasina ne dugun ne cenaze ne de hayatin kendisinin gecemeyecegini anliyoruz. Kulturumuzu bocaladigimizdan hice saydigimizdan degil butun bu degism isteklerimiz. biz kendimize geldikce siz de kendiniz geliyorsunuz annecikler babaciklar. Kulturen degerlerimizin kayboldugu felan da yok degisiyor ve gelisiyor guzellesiyor sadece.

Uzaktan da olsa aslinda o gun (Mehmet ve Charlotte’nin sarayda yer alan dugunlerinde) tam oradaydim.: O dugunde halayda oynadim, guldum, catal bicakla ozenle suslenmis yuvarlak masalarda oturdum yedim, konusmacilari dinledim, eglendim, sevindim ve duygulandim. Degisen bir cok seyler var. Mehmet’le Charlotte’ye omur boyu mutluluklar diliyorum, ama yine de deginmeden de edemeyecegim bir konu saklanmis bu dugunde de; Danimarkali bir damadimiz oldugunda da bu kadar ozen ve gurur duyacakmiydik aceba?aceba o dugune gitmeyi bile red mi edecekti bazi anne babalarimiz? Dusunelim azicik daha, degiselim azicik daha derim…

Comments are Disabled